EMİNE – MAHMUT TOPÇU EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI (EMTEV)

Rize şehri; doğanın en cömert renklerini sunduğu güzellikler diyarı, toprağın sabırla harmanlandığı çayın sarsılmaz başkentidir.

Bu topraklar, her alanda zirveye ulaşmış, ülkesine ve milletine faydalı olmayı hayat gayesi edinmiş evlatlarıyla gurur duyar. Bu gurur vesikalarından biri de Rize'nin hem siyasi hem de ticari hafızasında silinmez izler bırakan, ismi hayırseverlikle özdeşleşmiş müstesna şahsiyet Mahmut Topçu'dur.

1930 yılında Rize'nin Pekmezli Köyü'nde dünyaya gözlerini açan Topçu, Demokrat Parti ile adım attığı siyaset yolculuğunu Adalet Partisi ve Doğru Yol Partisi çatısı altında büyük bir sadakatle sürdürdü. Yusuf Tiryaki, Ahmet Kabil ve Merhum Nihat Mete gibi kıymetli isimler ile beraber Doğru Yol Partisi Rize İl Başkanlığı görevini üstlendi; şehrin her sokağında, her meselesinde aktif ve yapıcı bir nefes oldu.

Onun hayat hikâyesi, aslında emeğin ve sarsılmaz bir vicdanın destanıdır. 1950'li yılların o çetin geçim şartlarında, çocukluğundan beri çalışmanın kutsallığıyla yetişen Mahmut Topçu, zorluklarla göğüs göğüse çarpışmayı erken yaşta öğrendi. O yıllarda besicilik yapıyor; özenle yetiştirdiği sığırları Ardanuç'ta kestirip kavurma yaptırıyordu. İstanbul ve çevresinde alıcı bulan bu ticaret, meşakkatli olduğu kadar kazançlıydı da. Ancak Mahmut Topçu bu işi ancak beş yıl sürdürebildi. Zira onun naif ruhuna, helal de olsa bir canın alınmasına şahitlik etmek ağır geliyor, hayvan kesmek vicdanını sızlatıyordu. Kazancın ötesinde bir huzur arayışı, onu yeni bir yol ayrımına getirdi.
1957 yılında, karakterine ve ruhuna daha uygun bir rızık kapısı aramak için İstanbul'un yolunu tuttuğunda, kaderin ona büyük sürprizleri vardı.

İlk başlarda yolcu taşımacılığı yapan özel vapurlardan satın almayı düşündü; ancak bu sektördeki çalışanların ve işletmecilerin nezaketten uzak, argo konuşmalarına tanık olunca, kendi vakarından ve şahsiyetinden ödün vermemek adına bu fikirden vazgeçti. Bir gün Eminönü'nden Unkapanı'na doğru ilerlerken, Başbakan Adnan Menderes'in talimatıyla hızlandırılan yol genişletme çalışmaları sırasında yıkılan binalarla karşılaştı. İşte o enkazın arasında, yıkık dökük haldeki bir helva fabrikası bir anda dikkatini çekti ve zihninde o tarihi fikir filizlendi: "Biz neden Rize'de helva üretmeyelim?" Vakit kaybetmeden Rize'deki dostu Eyüp Kalkavan'ı aradı ve "Rize'de üretmeye karar verdim, bu yolda benimle var mısın?" dedi. Eyüp Kalkavan'ın teklifi kabul etmesiyle, besicilik yıllarında alın teriyle biriktirdikleri 150 bin lirayı ortaya koydular. Bu miktar, o günün şartlarında sadece bir sermaye değil, bir ömrün emeğiyle yoğrulmuş, adeta servet değerinde muazzam bir güçtü.

Fabrikanın makinelerini satın alıp Rize'ye taşıyan Topçu, bir yandan üretim yeri ararken bir yandan da İstanbul'un her köşesinde işinin ehli bir helva ustasının izini sürdü. Nihayet Rize'de Ses Sineması'nın karşısında kiralanan o mütevazı mekânda, 1958 yılının Ekim ayında Üçel Helva'nın ilk dumanı tüttü ve ilk üretim gerçekleştirildi. Çay tarımının yeni yeni kök saldığı o dönemlerde, il dışından gelen işçiler için hazır yemek bulmak büyük bir sorundan başka bir şey değildi. Üçel Helva'nın kuruluşu, bu ihtiyacı önceden gören ne kadar ferasetli ve sağlıklı bir girişimcilik örneği olduğunu kısa sürede kanıtladı. Henüz 28 yaşında olan Mahmut Topçu, işletmeyi ilk açtıklarında "Acaba işimizi tutturabilir miyiz?" tedirginliğini yaşasa da inancından asla ödün vermedi. Birlikte yol almanın bereketine inanan Mahmut Topçu; Eyüp Kalkavan ile beraber Mustafa Şimşek'i de bu başarı hikâyesine dahil ederek kararlı adımlarla yoluna devam etti. Mustafa Şimşek daha sonra hisselerini kardeşleri Ramazan ve Bayram Şimşek'e devrederek bayrağı teslim etti.

Kastamonu'dan getirilen ustanın maharetiyle işler kısa sürede rayına oturdu ve deneme üretimlerinin ardından yıllık 150 tonluk bir kapasiteye ulaşıldı. Helva satışı önce Rize sokaklarında başladı, ardından bir dünya markası olma yolunda sınırlarını genişletti. 1962 yılına kadar süregelen elektrik ve su kesintilerine rağmen üretim aşkı hiç sönmedi. Gülbahar Mahallesi'nde 30 yıl süren o bereketli imalat süreci, Mahmut Topçu'nun vizyoner kişiliği sayesinde 4 dönüm arazi üzerinde yükselen teknoloji harikası bir fabrikaya dönüştü. Bugün ÜÇEL, Rize Kalkandere Organize Sanayi Bölgesi'ndeki modern tesislerinde üretimini gururla sürdürüyor.

Girişimci ruhu kadar hayırsever kimliğiyle de gönüllerde silinmez izler bırakan Mahmut Topçu ve kıymetli eşi Emine Hanım'ın ilkelerini yarınlara taşımak amacıyla, 2019 yılında evlatları tarafından Emine – Mahmut Topçu Eğitim ve Kültür Vakfı kurulmuştur. Gök kubbede hoş bir seda, gönüllerde derin bir vefa bırakan değerli büyüğümüz Mahmut Topçu'yu sevgi, saygı, rahmet ve özlemle anıyoruz. Mekânı cennet, ruhu şad olsun.

Eğitim, kültür, sanat, spor, çevre bilinci alanlarında hizmet vermek.